Content Creation ile Curation arasındaki fark nedir?

Sosyal medyada başarıya giden yolda en önemli noktalardan birinin tutarlılık olduğunu belirtiyoruz. Takipçilerimize düzenli aralıklarla ulaşmak, onlarda hesaplarımızı ziyaret etme alışkanlığı oluşturmayı kolaylaştırıyor. Tabii bu tutarlılığı sağlayabilmek için sürekli yeni bir içerik oluşturmak oldukça zor olabiliyor.



Aynı anda birden fazla hesap yönetiyorsanız ve her birinin kendine ait bir teması/dili varsa ya da tek bir hesap yönetiyorsanız ama her gün takipçilerinizin sizin bakış açınızı merak ettiği bir gündem oluşuyorsa, bu talebe düzenli paylaşılmış içeriklerle karşılık vermek ve bunları sıfırdan üretmek pek de kolay bir görev olmayacaktır.


İşte tam da bu nedenle sosyal medyada içerik üretiminde “content creation – içerik yaratma” ve “content curation – içerik derleme” olarak iki farklı yaklaşım söz konusu.


Content Creation (İçerik Yaratma): Sosyal medya hesabınızdaki tüm içerikleri 0’dan kendiniz üretmeniz anlamına geliyor. Örneğin, bir otelseniz ve Instagram hesabınızda kendi tesisinizde çekilen içerikleri paylaşıyorsanız ya da ekonomi gündemine dair yorumlarını LinkedIn hesabında paylaşan bir CFO’ysanız bu içerik üretimi yaptığınız anlamına geliyor.


Content Curation (İçerik Derleme): Websiteleri, bloglar ya da başka sosyal medya hesapları gibi farklı kaynaklardan hesabınızın temasına uyan içerikleri alıp, derleyip, paylaşmanız demek oluyor. Yukarıdaki örneklerden gidersek; dünyanın farklı yerlerindeki lüks otellerin göz alıcı resimlerini paylaşan Instagram hesaplarını ya da Forbes, Capital, Fortune gibi dergilerin websitelerinde yer alan dikkat çekici makaleleri ve haberleri kendi LinkedIn hesabında paylaşan bir CFO’yu düşünebiliriz.


Neden kendi içeriklerimizi yaratalım?

  1. Yarattığınız içerikler en az ürettiğiniz ürün ya da servis kadar sizin, size ait! Dolayısıyla ürün/hizmetinize ya da firmanıza uyacak en doğru içeriği yine siz oluşturabilirsiniz. Organik şampuanların tüketicilerin sağlığına yararı hakkında internette milyonlarca yazı olsa da, hiçbiri sizin kendi ürününüzü anlattığınız post kadar etkileyici olmayacaktır.

  2. Yarattığınız içeriklerin içerisine markanızı en doğru şekilde konumlandırabilirsiniz. Örneğin, şirketinizin esprili yanını yansıtan “Pazartesi Sendromu” temalı bir paylaşım yapacaksanız, internetten bulduğunuz hazır bir kotasyonu paylaşmak yerine onu kendi renklerinizle ve yazı stilinizle marka kimliğinize daha uygun bir hale getirebilirsiniz. Ya da logonuzu dilediğiniz gibi yerleştirebilirsiniz.

  3. Ürettiğiniz içerikler sektörde adınızın bilinmesini ya da daha çok duyulmasını sağlayabilir. Hatta alanınızda bir fikir lideri olarak bile konumlandırılabilirsiniz. İşe alım, kariyer planlaması gibi konularda aktif bir şekilde yönlendirici tweet’ler oluşturan bir İnsan Kaynakları Uzmanı, bu alanda tanınmış bir isim haline gelebilir.

  4. Oluşturduğunuz içerikler başkalarının radarına girip onların hesabında paylaşılabilir ve bu size ya da şirketinize ekstra trafik sağlayabilir. Yeni granit tava modelinizin kullanıldığı pratik bir yemek tarifi videosu, bu tarifi beğenen kişilerce kendi Facebook hesaplarında paylaşılarak onların takipçilerine de ulaşabilir. Böylece granit tava modelinizin bilinirliği ve satışları artabilir.

Neden başkalarının içeriklerini derleyerek paylaşalım?

  1. Zaman! Sosyal medya hesaplarımızda kullandığımız en basit içeriği bile sıfırdan oluşturmak ciddi bir zaman alıyor. Gün içerisinde zaten takip ettiğimiz, beğendiğimiz ve değerli bulduğumuz içerikleri kendi hesabımızda paylaşmak ise, sadece bir “paylaş” butonuna basmayı gerektiriyor.

  2. Sektörünüzün diğer isimleriyle aranızda bir ilişki başlatabilirsiniz. Emlakçıysanız ve kendi sosyal medya hesabınızda bölgenizde yer alan müteahhitlik firmasının “Doğru boya seçimi” konulu içeriğini paylaşıyorsanız, bu ileride kurulabilecek muhtemel bir işbirliğinin de başlangıcı olabilir.

  3. Konuya olan hakimiyetinizi arttırmak için birçok güvenilir kaynağı aynı anda takip ettiğinizi takipçilerinize gösterebilirsiniz. Örneğin bir diyetisyen olarak Instagram hesabınızda, başka kişiler tarafından paylaşılmış sağlıklı yemek videolarına ya da egzersiz planlarına yer verebilirsiniz.

İçerik derleme yöntemini kullanırken nelere dikkat etmeliyim?

  1. Kredi verin: İçeriğine yer verdiğiniz kişiye/kuruma/hesaba kesinlikle kredi vermelisiniz. Bunun için paylaşımınıza kullanıcı adını not edebilir ya da orijinal içeriğin linkini ekleyebilirsiniz.

  2. Kendi yorumunuzu ekleyin: Beğendiğiniz ve paylaşmayı planladığınız içeriklere kendi yorumunuzu da ekleyin. Her zaman doğru bulduğunuz şeyi paylaşmak zorunda değilsiniz, bazen bir içeriği paylaşarak neden karşı olduğunuzu da not edebilirsiniz. Ya da eğer aynı fikirdeyseniz sizin için onu paylaşmaya değer kılan noktayı öne çıkarabilirsiniz.

  3. Kaynaklara önem verin: Güvenilir kaynakları kullanın. Doğruluğundan emin olmadığınız içeriğe yer vermek kendi imajınızı tehlikeye sokabilir.

  4. Liste tutun: İki hafta arayla aynı içeriği paylaşmak istemezsiniz. Paylaştığınız içerikleri not ederek bir plan dahilinde ilerleyin ve takipçilerinize yeni içerikler ulaştırın.

  5. İçerikleri kontrol edin: Beğenip bir süre sonra kullanmaya karar verdiğiniz Youtube videosu silinmiş olabilir. Paylaşmadan önce linkin çalışıyor ve kaynağa ulaşılıyor olduğundan emin olun.

  6. Tutarlı olun: Yazımızın başındaki ipucuna geri dönelim. Kullanıcılarınızda bir alışkanlık oluşturun ve içeriklerinizi belirli bir plana göre girin. Her sosyal medya kullanıcısı için içerik oluşturma sıklığı ve biçimi farklı olabilir. Siz de kendi hesaplarınız için en uygun formülü bulun ve ona göre ilerleyin.