Paylaşımlarınız satın alma sürecine nasıl destek olur?

Updated: Jun 10, 2019

Doğru dizayn edilmiş bir sosyal medya stratejisiyle müşterilerinizin hem offline hem de online satış işlemlerini destekleyebilir ve hatta markanız için çok daha büyük bir değer yaratabilirsiniz.



Sosyal medyanın güçlü bir marka yaratma konusunda size sağlayabileceği faydaları daha önce bir yazıda listelemiştik. O listede yer alan maddelerden biri var ki, bugün birçok pazarlamacı için ulaşmayı hayal ettikleri ana hedefi temsil ediyor: Satış!


Doğru dizayn edilmiş bir sosyal medya stratejisiyle müşterilerinizin hem offline yani fiziksel mağazalardan gerçekleştirdiği, hem de online yani internet üzerinden gerçekleştirdiği satış işlemlerini destekleyebilir ve hatta markanız için çok daha büyük bir değer yaratabilirsiniz.

Sosyal medya platformlarında gerçekleştirdiğimiz paylaşımların bize bu süreçte nasıl bir destek sağlayacağını gelin birlikte inceleyelim.


Digital Marketing Evangelist Avinash Kaushik, müşterilerin online alışveriş deneyimini “See-Think-Do-Care Framework” adında bir sistematiğe oturtuyor. Temelde pazarlama dünyasının yapıtaşlarından biri olan Müşteri Karar Verme Süreci’ne (Consumer Decision Making Process) paralel olan bu yapı, bize bir müşterinin online alışveriş süreci sırasında hangi aşamalardan geçtiğinin resmini çiziyor.


See-Think-Do-Care Framework


  1. See: Kaushik’e göre online alışveriş deneyiminin ilk adımı “Görme”. Burada yer alan tüketici grubu ulaşabileceğimiz en büyük kitleyi temsil ediyor. Bir marka olarak sosyal medya influencer’larıyla çalıştığımızda, virale giden bir içerik yarattığımızda, herkes tarafından kullanılan bir hashtag bulduğumuzda, ürünümüzü/servisimizi/mekanımızı sosyal medyada paylaşmak için “cool” bir şey olarak konumlandırdığımızda aslında tam olarak bu aşamanın gerçekleşmesini sağlıyoruz. Bu şekilde potansiyel tüketiciler bu ürünü sosyal medyada başkalarının feed’lerinde görüyor ve STDC Framework’ün ilk aşamasını tamamlıyor.

  2. Think: İkinci adım “Düşünme”. Tüketiciler bu aşamada görmüş oldukları ürünleri araştırma yoluna gidiyor. Yaratılan hashtag’e tıklayıp o ürün kimlerde var diye bakıyor, internette o mekanla ilgili araştırma yapıyor, o restaurant’a gitmek için arkadaşlarıyla plan yapıyor, müşteri yorumlarını ya da ilgili blog’ları okuyor. Bu nedenle tüm bu mecralarda karşılarına nasıl içerikler çıktığı önem kazanıyor. Tabii bu aşamada daha önceki arama sonuçlarına istinaden farklı sosyal medya mecralarında karşılarına sürekli olarak “targetted” reklamlar çıkıyor ve ürün/hizmetin unutulmaması için elinden geleni yapıyor.

  3. Do: Karar aşamasından sonra gelinen ve yukarıda bahsettiğimiz ana hedemizin yani satışın gerçekleştiği an, “Yapma” aşaması. Evet, müşteri ürünü aldı, mekana geldi, hizmeti deneyimledi. Peki, pazarlamacılar olarak bizim görevimiz tamamlandı mı?

  4. Care: Tabii ki hayır! Hepimiz artık içinde yer aldığımız dijital dünyada müşterilerimizle olan ilişkilerimizi satış aşamasından bir adım öteye taşımamız gerektiğini sanırım biliyoruz. Kaushik de “Önemseme” aşamasında süreci, söz konusu ürün ya da hizmeti satmaktan daha ileriye götürmenin önemini vurguluyor. Müşterileriniz ürününüzü benimseyip fotoğrafını sosyal medya hesaplarında paylaştığında, yemeklerinizle ilgili Zomato’ya bir yorum yazdığında, Instagram story’lerinde havalı bir fotoğrafla mekanınızı etiketlediğnde STDC Framework’ün tüm aşamalarından başarıyla geçmiş oluyorsunuz.

İşte sosyal medyada yaptığımız pazarlama aktiviteleri tam olarak müşterilerin satın alma süreçlerinde bu aşamalarda destek sağlıyor ve satışlarımızın artmasını sağlıyor. Hatta müşterilerimizle aramızda bir bağ kurulmasını sağlayarak, onları kendi istekleriyle birer marka elçisine dönüştürüyor ve sosyal medya dünyasında yarattığımız marka topluluğuna katılmalarını sağlıyor.


Tüm bu süreç doğru dizayn edildiğinde müşterilere ulaşmak için en doğru zamanda en doğru kanal ve yöntemi seçmek aslında oldukça mümkün, değil mi?